Gelecek bizim elimizde!

Türkiye'nin geleceğini Türkler belirleyecek

Türk Militarizasyonu

Hangi milletten olursa olsun, hiç kimsenin inkar edemeyeceği bir gerçek vardır. Bu gerçek; tarihe en büyük etkiyi yapmış olan milletin Türk milleti olmasıdır.
Bu etkinin “neredeyse” tamamı askeri alandadır. Türk milleti, ulusların ilk ortaya çıktığı ve ilk devletlerin kurulduğu zamandan beri daima “dünya hakimiyeti” için çalışmıştır. Bu durumun en büyük sebebi, Türk milletinin varoluş inancında yatmaktadır. Bu inanca göre, evrenin yaratıcısı olan Göktanrı, Türkleri dünyaya adalet için göndermiştir. Bu inanç, Türkler hangi dine mensup olursa olsun değişmemiştir. Metehan’ın Çin seferlerinde, Cengiz Han’ın planlarında, Hülagü’nün mektuplarında, Atilla’nın nutuklarında, Timur’un amaçlarında, Osmanlı’nın akınlarında hep aynı sebep vardır. Adaleti sağlamak ve Türklerin doğal hakkı olan hükümranlığı elde etmek.

Zaman geçtikçe, savaş gücünün yerini bilim gücü aldıkça, Türklerin dünya üzerindeki etkisi zayıflamıştır. Tüm toplumsal yapısı ve gücü savaşa dayanan Türkler, savaşların bilime dayanması ile adeta sudan çıkmış balığa dönmüştür. Bilimsel ilerlemeyi yakalayamamış, bunun bir sonucu olarak başka birkaç millet karşısında yenilgiler almıştır. Hatta durum öyle bir hal almıştır ki, Türk tarihi boyunca, Türklerin en az toprağa hükmettiği çağ, günümüzdeki çağdır. Ayrıca Türkler, birçok farklı coğrafyada bir çok farklı isimle darmadağın halde yaşamaya başlamışlardır.

Peki dünya, Türk hakimiyetinden sonra kimlerin eline kaldı? Kendisini medeni zanneden, kravatlı vahşilere. Bu vahşilerin amaçları tamamen egoist ve kısırdır. Dünyanın yeraltı ve yer üstü zenginliklerini ele geçirmek için yaptıklarını görüyorsunuz. Milletlerin içindeki hainleri bulup eğitmek, o milletin başına geçirmek, sıradan bir batı uygulamasıdır. Kendisine medeni diyen bu vahşiler, dünyanın her yerinde birçok farklı medeniyet ögesini yok etmişlerdir. Ülkelerin maddi zenginliklerini sadece yağma ve talanla ele geçirmediler, bir de üzerine, yarattıkları “sanal para” eklendi. Bu para, hiçbir gerçek zenginlik kaynağına dayanmayan değersiz bir kağıt parçasıdır. Ancak yarattıkları algı ile, bu parayı zenginliğin esas kaynağı olarak göstermişlerdir.
Bu gibi uygulamaların hepsi “eğer sağlam bir amaç uğruna olsaydı” meşru görülebilirdi. Amaçları nedir? Kendi halkları dahil tüm dünya halklarını, 3-5 patrona köle yapmak. Irak’ta ölen Amerikan askerleri ne uğruna öldü? Petrol baronlarının ve silah şirketlerinin cebini bu sanal para ile doldurmak için. Peki nihai amaç neydi? Dünyanın tüm zenginlikleri sanal paraya bağlandığında, bu sanal para ise birkaç patronun emrine alındığında ellerine ne geçti? Ego tatmininden başka hiçbir şey.

Adalet duygusu yok. İlerleme ve gelişme duygusu yok. Hastalıkların tedavilerini bile, ilaç piyasası bozulacağı için engelleyen bir sistemden ve o sistemin sahiplerinden bahsediyoruz. Hiçbir amacı olmayan, adeta bir virüs gibi gezegeni kemirip bitiren bir sistemden bahsediyoruz.
Peki bizler, atalarımızın yaptığı gibi dünyayı adil bir düzen içinde yönetmekten başka ne yapacağız? Bizim atalarımızdan farkımız ne olacak?
Bilimsel gücü eline almış bir Türk milleti, insanlığı bir kısır döngünün içine sokmayacaktır. Amaç, daima daha ileriye gitmek, insanlığı ve medeniyeti sonsuz evrenin içinde yüceltebildiği kadar yüceltmektir. Evrenin sınırlarını keşfetmek, varoluşun sırlarını öğrenmek ve uzayın gizemli perdelerini teker teker kaldırmaktır.

Günümüzde dünyayı yönetmekte olan kravatlı vahşilerin uzay planları bile, temelde dünyadaki amaçları ile aynıdır. Dünyadaki kaynakları nasıl amaçsız bir ego uğruna yağmalıyorlarsa, aynını uzay için de yapmayı planlamaktadırlar. Amaçları tıpkı bir virüs gibi, sürekli olarak kaynak tüketmektir. Tüketilen kaynakların tek amacı, bu kısır döngünün devamını sağlamaktır.
George W. Bush’un dediği gibi: “İyi bir Amerikalı olmak için bol bol alışveriş yapın.” Adama sorarlar. tamam da neden? Cevap hazırdır. “Amerikan yaşam tarzı asla sorgulanamaz!”

İnsanüstü Türkler olarak 3. amacımız, bilimin Türk toplumunda hakim kılınmasını sağlamak, bu gücü askeri disiplinle birleştirerek sonsuzluğa taşımaktır. Transhümanizmin bu kravatlı vahşiler tarafından sağlanması demek, ego savaşlarının bir cehennem yaratması demektir. Ölümsüz şirket patronlarının, amaçsızca kemirdiği bir gezegen hayal edin. Asla durdurulamaz olacaklar. Ta ki yok olup gidene kadar.

Bizler, insanlığın son umuduyuz.