Yüce Türk Kağanlığı Yıl 2030

Benim adım Ayzıt. Onu ilk defa o gün görmüştüm.
Genetik analizlerim sonucunda öğrendiğim en büyük yetenek alanım olan “Yanardağ Bilimi” konusunda, üst düzey eğitimimi yeni bitirmiştim. Hayatımın en önemli çalışmasını yapmak üzere, yakın bir zamanda devletimizin eline geçmiş olan, Sibirya’nın soğuk düzlüklerinin altında yatan o meşhur süpervolkanı ikinci defa incelemeye gitmiştik. Süpervolkanlar konusunda daha önceleri hemen hiç kimsenin haberi yokken, şimdi artık herkes önemini biliyor. Bu volkanlar gezegenin en muazzam doğa güçleri. Bir tanesinin patlaması bile medeniyetimizi yok edebilir.
Daha doğrusu önceden edebilirdi! Artık bilim adamlarımız onların kimyasal yapısına ve iç dinamiklerine müdahale ederek, onları bir tehlike olmaktan çıkardı. Dahası, bu muhteşem gücün enerjisini kullanmayı da başardık.
Hayatımın ilk aşkı, işte bu volkanlardı. Hep de öyle olacak zannederdim, ta ki onu görene dek.
Yerin 250 metre altında, bana özel tahsis edilmiş limitli yapay zekalı robotum ile birlikte, volkanın içinden çıkan mineralleri analiz ederken, akıllı lensimin önünde bir “Acil Uyarı” simgesi yanmaya başladı. Bu uyarı, birkaç dakika içinde büyük çaplı bir depremin olacağını haber veriyordu.
Depremleri önceden haber almak mümkün değildi ancak ulusal limitli yapay zekamız “The Turk” yeni güncellemeleri sayesinde, yeraltındaki gerilimlerin kırılma noktasına yaklaştığı anda oluşan frekansları analiz edip, bize birkaç dakikalık hayat kurtarıcı bir zaman kazandırıyordu.
Panikle koştuğumu hatırlıyorum. Adrenalin ve korku yüzünden, kendi cihazlarımı göremeyip takılıp düşmüştüm. Ne aptallık ama! Sonra robot asistanımın hızla beni kavrayıp kaldırdığını hatırlıyorum. Hızyuvar mantığıyla çalışan asansörümüz saniyeler içinde bizi yüzeye çıkartmıştı.
İşte o an! Ufukta beliren birkaç siyah nokta hızla yanımıza yaklaştı. Bunlar Anavatan Muhafızlarıydı!
Jet-Suit kıyafetleri ile gökyüzünde süzülen birer doğan kuşu gibi gelip önümüze kondular. Her biri, araştırma tesisinde çalışan birer kişiyi alıp, hızla bölgeden uzaklaşmaya başladı.
O ise bana geldi.
Robot’a neyim olduğunu sormuştu. Korkudan takılıp düştüğümü duyunca o muhteşem gülümsemesini gördüğümü hatırlıyorum. Beni aldı ve gökyüzüne yükseldik.
Daha sonra teşekkür bahanesiyle onunla defalarca görüştüm. Onu tanıdıkça hayran oluyordum. Türklük için savaşan, idealist, gözü kara, cesur ve yakışıklı bir Türk’tü.
Gerçek bir erkek!
Bana iyi bir eş olacağına karar verdiğimde, ona ben evlenme teklifi ettim. Vakit kaybetmeden, 3 aylık evlilik öncesi eğitime girdik. Bir evliliğin nasıl yürütülmesi gerektiği, kadın-erkek psikolojisi ve çocuk yetiştirme konusunda muazzam bilgiler edindik.
Düğünümüz ise, Eskiden Tunceli olarak anılan, şimdiki ismiyle “Yeni Kaşgar” şehrinde oldu. Evet, ben bir Uygur Türk’üyüm. Bu sebeple çocuğumuzun da gözleri hafiften çekik. Gözlerinin genlerini benden almış.
Çocuk doğurmaya karar verdiğimde, bakanlığa müracaat ettik. Genetik analizler sonucunda çocuk edinmemize bir mahsur olmadığı tespit edildi. Tespit edilen birkaç küçük genetik hata da zaten hemen tedavi edildi. Sonra da, üreme hücrelerimiz aktif edildi.
Şimdi 3 yaşında dünyalar güzeli bir kızım var. Genetik ve davranışsal analizler, kızımın sualtı biyolojisi üzerine muhteşem bir yetenek barındırdığını söylüyor. Gelecekte vatanına gururla hizmet edecek bir Türk kızı olacağına eminim.

https://www.facebook.com/insanustuturk

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s