İnsan Uygarlığı Nasıl Kurulabildi?

İnsanlar sürekli yaptıkları bazı davranışları o kadar kanıksamışlardır ki, neden öyle davrandıklarını sorgulamazlar bile. Bunların en başında ise, belirli bir zihinsel oluşuma, gerçek-somut gibi inanmalarıdır.

Mesela bir şirketi ele alalım, adı X şirketi olsun. Bu şirketi şirket yapan nedir? Eğer patron değişirse, X şirketi ortadan kalkar mı? Hayır. Peki bütün bir yönetim kurulu değişirse? Şirket yine kalmaya devam eder. Şirketin çalışanlarını da tamamen değiştirseniz, yönetim şeklini ve sektörünü de değiştirseniz, o şirket hala X şirketidir. Peki o halde bu şirketi X şirketi yapan nedir? Sadece bir isim midir?

Bir şirketi, milleti, dini ya da herhangi bir insan yapılaşmasını gerçek kılan, insanların zihinlerinde kurulan bağdır. Dünyanın öbür ucuna gitseniz ve bir Türk ile karşılaşsanız, onun sizden biri olduğunu düşünürsünüz. Oysa ki hayatınızda onu hiç görmemişsinizdir, ilk defa tanıdığınız biri otomatik olarak “sizden biri” oluvermiştir. Çünkü aynı “millet” yapısına inanıyorsunuz. Aynı zihinsel bağı kurmuşsunuz.

Bilim adamları tarih öncesi devirlerde yaşayan Neandertal ve Erectus gibi insan türlerinin neden yüz binlerce yıl boyunca büyük gelişmeler yaşamadıklarını araştırıyorlardı. Bu insan türleri aptal değillerdi, beyinleri (özellikle neandertaller) bizden daha küçük değildi. Ancak yine de büyük şehirler, büyük milletler, büyük medeniyetler kuramadılar. Oysaki Sapiens dediğimiz insan türü (biz) çok kısa sürede tüm dünyaya yayıldık, şehirler ve imparatorluklar kurduk, medeniyeti geliştirdik. Diğerleri gibi yüz binlerce yıl boyunca dünyada yaşamıyorduk. Henüz yeni piyasaya çıkmıştık. Peki neden? Nasıl oldu bu? Bilim insanları bunu, insanların hayat tarzındaki ve zihin dünyalarındaki bir farklılığa bağlıyorlar. Bu farklılık, zihinlerinde oluşturdukları bir yapıya inanmalarından kaynaklanıyor.

Neandertaller ve Erectuslar, yüz binlerce yıl boyunca 5-10 kişilik aile grupları halinde yaşadılar. Başka gruplarla birleşmeyi ve onlarla bir araya gelmeyi idrak edemediler. Örneğin “din” diye bir tanımları yoktu. On bin tane Neandertal, birbirlerini hiç tanımadıkları halde, sırf aynı dinden oldukları için bir araya gelip de, hiç görmedikleri ama dinlerine düşman olduklarını bildikleri başka Neandertallerle savaşmadılar. Ortak bir şehir kuramadılar. Çünkü “şehir” denilen zihinsel bir kavramı kafalarında kuramıyorlardı. İnsanlar ise kısa sürede şehirleştiler çünkü şehirlerin varlığına inanıyorlardı. Halk değişse, şehri oluşturan binalar tamamen değişse bile, o şehir hala bir şehirdi. Sapiens, yani biz, bu zihinsel bağlar sayesinde büyük bir uygarlık kurabildik. Bu bağ sayesinde şirketler, şehirler, devletler kurabiliyoruz. Bu bağ sayesinde sokakta rahatça yürüyebiliyor ve bizi hiç görmediği, tanımadığı halde, bizi korumakla yükümlü polislerin olduğunu biliyoruz. Çünkü “polislik ve kanunlar” ismini koyduğumuz zihinsel düzene inanıyoruz.

Bizi biz yapan bu bağları asla es geçmeyin. Bizi biz yapan, Türk oluşumuzdur. Biz dev bir aileyiz. Bu aile için çalışacak, bu aile ile beraber yükselecek ve bu ailenin bekasını sağlamak için elimizden geleni yapacağız. Unutmayın! Bizi biz yapan şeyleri yok edersek, sonumuz da, bizden öncekiler gibi yok olmaktır. Bu inanç ve birlikle, dünyanın en büyük ve en güçlü ülkesi olacağız, bilimin ve teknolojinin gücü ile, en erişilmez sınırları bile geçeceğiz.

Gelecek Bizim Elimizde !

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s