Türk Irkının Üstünlüğü, Üstünleşmesi

Bazı milletler bazı konularda kabiliyetlidir, bazıları bir çok konuda kabiliyetlidir, bazıları ise sadece parazit gibi yaşarlar. Bize göre üstünlük, en zeki olmak, en fazla alanda kabiliyet sahibi olmak, en büyük işler başarmaktır. Örneğin Almanlar tarihte en çok bilim adamı çıkarmış millettir. Ancak buradan çok zeki oldukları sonucunu çıkaramayız. Almanlar disiplin ve birliktelik konusunda diğer tüm milletlerden daha iyidir. Bu disiplin, konfederasyon dönemindeki prenslerin “üniversite başarı rekabeti” sonucunda bilim üretme noktasındaki üstünlüğe dönüşmüştür.

Mesela Ruslar soğuk ve açlığa dayanma konusunda üstündür. Bilim adamları Leningrad kuşatması sırasında normalde çoktan açlıktan ölmesi gereken halkın neden ölmediğini araştırırken açlığa dayanıklılık genini taşıdıklarını bulmuşlardır. Biz Türk ırkının üstünlüğünü ve bundan daha önemi olarak üstünleşmesini savunuyoruz. Bizim tezimizin ana kaynağı tarih ve evrimsel biyolojidir. Bizler Orta Asya koşullarında genetik özelliklerimizi kazanmış bir milletiz. Bu da savaş ve savaş stratejilerinde, dolayısı ile akıl yürütme ve zeka konusunda bizi üstünleştirmiştir. Bu kabiliyetleri sadece savaş ve devlet yönetimi için kullanmış olduğumuzdan (eskiden bunlar yetiyordu) dünyanın en büyük imparatorluklarını kurabildik ve dünyaya en uzun süre hükmetmiş millet olduk.

 Bunun yanında Orta Asyalı olmak bize kendi kendimize düşman olmayı da öğretti. Çünkü bozkır göçebe hayatı kalabalık nüfusu kaldırmaz. Kendi ayakları üzerinde durabilenlerin “ayrışmaları” bize evrimsel bir avantaj sağlamıştır. Türk ırkına mensup kişiler bu yüzden birbirlerini sürekli yerler. Diğer yandan Timur rönesansı gibi zamanlarda, gerekli şartlar sağlandığında Türklerin de diğer milletlerden çok daha hızlı ve etkili bir şekilde bilimde-sanatta ilerleyebildiklerini görüyoruz. Avrupa ve Amerika’da yetişmiş Türk bilim insanlarının sayısal çokluğu da bu tezimizi doğruluyor. Buralarda yaşayan Türk nüfusu ile, içlerinden çıkardıkları bilim adamı sayısına bakalım. Durumu nüfusa göre oranlarsak, “Türk milleti düzgün bir eğitim ve imkan edindiğinde, içinden en çok bilim adamı çıkarabilme kapasitesine sahip millettir” deme hakkımız vardır. Bu istatistiksel bir sonuçtur. Bu kabiliyet üstünlüğü, bizim içimizden fevkaddeha devlet adamları, generaller, sanatkarlar ve bilimciler çıkarabilme olanağı sağlıyor. Mesela Fazıl Say, kişilik ve zihniyet olarak sevilmese ve Türkiye çok önemsemese de, piyanistlik konusunda dünyanın en önde gelen isimlerindendir. Ancak biraz önce dediğimiz etkenler burada geçerli olduğu için böyle olmuştur. Zira Fazıl Say’ın babası da müzikologdu ve Avrupa’da eğitim görme şansına sahipti.

Sonuç olarak, ırksal üstünlük; sağlam bir eğitim, zihniyet ve imkanla taçlandırılmazsa hiçbir işe yaramaz. Biz de tam olarak bunu yapmaya çalışıyoruz.