Transhümanizmin Hükmedeceği Dünyada Devletin ve Halkın Durumu

Transhümanizmin Hükmedeceği Dünyada Devletin ve Halkın Durumu

Transhümanizmin Hükmedeceği Dünyada Devletin ve Halkın Durumu – (Bölüm 1)

Öncelikle bir soru ile başlayalım. Şu an Türkiye’de tüm ailelere tek tek ev ve araba yapacak kadar para var mı? Yok.
Peki soruyu şöyle değiştirelim; Şu an Türkiye’de tüm ailelere tek tek ev ve araba yapacak kadar demir, çelik, alüminyum, beton, araç ve insan gücü var mı? Var.

Peki o halde neden yapılmıyor? Bir pastaya ihtiyacınız varken ve tüm pasta malzemelerine sahipken, o pastayı yapamamanın mantığı nedir?
Açıklayalım; para ilk icat edildiğinde sadece bir sembolden ibaretti. Örneğin sizin bir kilogram buğdayınız varsa, bunun sembolü olan bir miktar paranız vardı. Yani para denilen sembolün değeri ile bu paranın temsil ettiği gerçek maddenin değeri eşitti.

Geçen yüzyıllar içinde para sistemi tüm dünyaya egemen oldu, ancak değişen bir şeyler vardı. Yeni üretilen kaynaklar hiç durmadan çoğalıyordu, ancak para sınırlıydı ve kaynak miktarı ile eşit değildi. Gerçek zenginlik ile sembol arasında bir dengesizlik ortaya çıkmıştı. Zenginlik, elde bulunan malzemeler ve kaynaklar değil, o malzemeleri eksik bir şekilde sembolize eden para olmuştu.

Bu durum, insanlığın dünya kaynaklarını kısıtlı para yüzünden kullanamamasına, giderek çeteleşen uluslararası para sahiplerine köle olmasına neden oldu. Şu anda Türkiye de dahil olmak üzere tüm dünya, zenginliğini kaynaklarına değil, sahip oldukları paraya dayandırmaktadırlar. Zaten eksik olan bu para ise, 1944 yılında imzalanan Bretton Woods Anlaşması ile doğrudan Amerikan dolarına entegre edilmiştir. 1974’de ise Amerikan dolarının sahiplerine, bu parayı hiçbir gerçek kaynağa dayandırmadan basabilme hakkı sağlanmıştır.

Bu, kısaca şu demek; dünyanın tüm zenginliği para ile ölçülür, paranın değeri ise Amerikan dolarına göre ölçülür, Amerikan doları ise birkaç patrona aittir. Ayrıca bu patronlar diledikleri kadar dolar basıp ceplerini doldurabilirler. Dünyadaki her şeyi sınırsızca basabildikleri para ile satın alabilirler. Dolayısı ile dünya onlara aittir. Basmak için masraf ettikleri birkaç kuruşluk doların üzerine 100 $ yazarlar, daha sonra o yüz doları masraf olarak kullanıp milyonlarca dolar basarlar. O milyonlarla ve milyarlarla da sizin ülkenizi, SİZİ satın alırlar. Tüm dünya onlara aittir. Sınırsız zenginliklerini, işte bu basit illüzyon sayesinde elde etmişlerdir

Paranın bir illüzyon olduğunu, esas zenginliğin para değil kaynaklar olduğunu Amerikan kaynaklı Venüs projesi sahipleri sistemleştirmişlerdir. Ancak bu projenin sahipleri, amaçsızca tüm dünya halkına sınırsız zenginlik vadetmektedirler. Böylesi bir sistemin hayatta kalma şansı ise yoktur. İnsan denilen canlı, kibirlidir, hırslıdır, kıskançtır, doymak bilmez bir yapısı vardır. Şiddete, yıkıma meyillidir ve mantıksızdır. İnsanın yüzlerce olumsuz genetik dürtüsü vardır. 8 milyar insana sınırsız zenginlik bahşeden bir sistem kurmaya çalışmak, öncelikle 8 milyar insanın kontrolünü ve eğitimini gerektirir. Zenginlik ayrı şey, medeniyet ise apayrı bir şeydir. Tam sistemli biyolojik bir organizma gibi çalışan devasa bir devlet ağı olmadan, ayrıca bu devleti içeride ve dışarıdaki “kusurlu” insan doğasından koruyacak bir güç olmadan, bu şirin mi şirin sistem, bu sistemin sahiplerinin tüm çabalarına rağmen, yükselişinden daha görkemli bir şekilde çökecektir. Bu durum ise, insanlık açısından sonuçları telafi edilemeyecek bir yıkıma neden olacaktır.


Venüs projesi; içinde kaynak tabanlı ekonomi ve teknolojik üretim yöntemleri gibi doğru fikirler barındıran, ancak gerçekçilikten tamamen uzak olan bir projedir. Ordularla güvenliğin sağlanabildiği, basit kaynaklar uğruna milyonlarca insanın öldürüldüğü bir dünya, papatya dağıtarak düzene sokulamaz. Komünistlerin istediği gibi devletsiz, sınıfsız, dinsiz, ahlaksız, kanunsuz, insanların hayvan misali her türlü dertten uzakta, bolluk içinde rahatça yiyip içip çoğaldığı bir düzen kurmaya çalışmak, tüm insanlığı felakete sürükleyecek bir saflıktır. Bu gezegen, öyle bir gezegen değil. Hitap edilen insanlık ise, hiç değil.

Transhümanizm hiç şüphesiz, parasal sistemi tamamen ortadan kaldıracaktır. Tüm dünyanın kaynakları; bilim adamlarının, teknik uzmanların emrinde, insanlığın ve ulaşılacak yüksek idealin hizmetine sunulacaktır. Ancak, gezegenimizin durumunu yok sayma cehaletine ve saflığına transhümanist hareket asla düşmeyecektir.


Transhümanizm; ulaşılacak yüksek ideal yolunda fayda sağlayabilecek her türlü fikri alır. Aldığı bu fikirleri ideale uygun ve gerçeklerle bağdaşan bir şekilde düzenler, kullanır.

https://www.facebook.com/insanustuturk

https://www.instagram.com/insanustuturk/

https://www.youtube.com/insanustuturk