Transhümanizmin Hükmedeceği Dünyada Devletin ve Halkın Durumu

Transhümanizmin Hükmedeceği Dünyada Devletin ve Halkın Durumu

Transhümanizmin Hükmedeceği Dünyada Devletin ve Halkın Durumu – (Bölüm 2)

Transhümanizmin amaçları arasında; insanlığın kalitesinin arttırılması, uzmanlar tarafından yönetilen bir sistem tarafından günlük hayatın kontrol edilmesi, bilim ve teknolojiye dayalı üstün bir eğitim verilmesi, uzay programlarına girişilmesi, dış gezegenlere açılınması, bedensel ve zihinsel olarak mükemmelliğe ulaşılması gibi hedefler vardır. Bu hedeflere ulaşmak için halledilmesi gereken ilk ve belki de en önemli mesele; şu anki dünyada ve gelecekte nüfusun çok sıkı bir şekilde kontrol altında tutulmasıdır.

Bilimsel veriler ışığında yapılan tahminlere göre, milattan önce 700 yıllarında dünyadaki insan nüfusu 100 milyondu. Tam 1400 yıl sonra, yani milattan sonra 700 yıllarında ise nüfus 200 milyona çıkmıştı.

1800’lü yıllara kadar dengeli bir artışla artan nüfus, sanayi devrimi ile birlikte patlamaya geçmişti. Dünya nüfusu 1 milyarı geçti ve nüfusun ikiye katlanma zamanı giderek kısaldı. 1960’a kadar (sadece 150 senede, 2 milyarlık bir artış göstererek) 3 milyara ulaşan nüfus, 60 yıl sonra bu sayının üzerine 5 milyar daha ekleyerek 8 milyara ulaştı.

Nüfusun ikiye katlanma hızı başlarda bin yıldan fazlayken, artık önümüzdeki 25 senede nüfusun tekrar ikiye katlandığını göreceğiz. Daha sonra her 15 senede ikiye katlayacak ve bu yüzyılın sonunu göremeden, dünya artık insan nüfusuna yetemeyecek bir hale gelecek.
Fazla ve kontrolsüz artan dünya nüfusunun tek sorunu, bu milyarlarca insanı beslemek değildir. Bu insanları eğitmek, belirli bir kalite standartlarının üzerine çıkarmak, kaosu ve bozgunculuğu önlemek, insanlığı bir arada tutabilmek ayrı ayrı sorunlardır. Dünya kaynaklarını bir et parçasının üzerine konan kurtçuklar misali kemirecek olan insanlık, et azaldığında birbirlerine saldırmaya başlayacaklardır. Su için, ekilebilir arazi için milyonlarca, hatta milyarlarca insanın öldüğü savaşlar çok uzakta değildir.

Bugün “enerji sorunu” uğruna zengin ülkelerin farklı arenalarda mücadelelerini görüyoruz. Bu mücadele milyonlarca insanın ölmesine yol açtı ve hala da açıyor. Fakir ve nüfusu bol ülkelerin kaynak savaşları ise çok daha geniş kapsamlı ve çok daha kanlı olacaktır.
İnsanlık, kontrolsüzlüğün bedelini, hem kendisi yok olarak, hem de gezegeni mahvederek ödeyecektir.
Biz ise buna asla izin vermeyeceğiz. Amerika’daki ve Avrupa’daki bazı bilim adamları gibi, nüfusun büyük bölümünün hızlıca öldürülmesi gerektiğini düşünmüyoruz. Tam tersi.

Türkiye’de yarın sabah bir referandum olacağını hayal edin. Bu referandumda insanların zaruri ihtiyaçlarının tamamının devlet tarafından karşılanması oylanacak. Elektrik, su, telefon, internet, ulaşım, beslenme, giyinme, barınma gibi tüm ihtiyaçlar, son derece kaliteli bir biçimde devlet tarafından karşılanacak. Bunların karşılığında insanlardan istenen ise, demokratik düzen yerine, bilim adamlarının ve teknik uzmanların yönetimde olduğu bir sistemi kabul etmeleri, yaş farketmeksizin tüm bireylerin sıkı bir zorunlu eğitime tabi tutulması, insanların ve devletin tam zamanlı çalışan devasa bir organizmaya dönüştürülmesi, insanların her birinin bu organizmada çalışan dişli görevi görmesidir.

“Çalışmak” denildiğinde fabrikalarda monoton bir hayat geçirmekten bahsetmiyorum. İnsanların beden gücü ile yapabilecekleri her şeyi, robotlar ve otomasyon sistemi yapabilir. İnşaatları dev 3d yazıcılarla yapabilir ve tarım sistemini (güneşsiz, susuz, topraksız tarım) yine aynı şekilde otomasyon sistemleri ile kontrol edebilisiniz.
Çalışmaktan kastımız; bireylerin sürekli olarak bilimsel ve transhümanist felsefeye göre eğitim görerek, beyinlerinin her bir hücresini bu sistemi geliştirmeye harcamalarıdır. Çalışmaktan kastımız bedensel değil, zihinseldir. 1000 insanın çalışarak yapamayacağı bir işi, 1 tek kişinin 10 dakikada icat ettiği bir sistem yapabilir. İnsanlığın ihtiyacı olan şey, Atatürk’ün de dediği gibi bilimsel düşünce ışığında yaratma ve icat kabiliyetidir. Bu kabiliyet her zaman doğuştan gelmez. Doğru düşünmeyi öğrenerek de bu kabiliyet kazanılabilir.

Sistemi koruyan askeri güç; temelinde bilim ve teknolojik felsefe barındırdığı için, yıkılamaz olacaktır. İnsanlığın, ilerlemenin ve geleceğin düşmanları, bu yüksek medeniyet yapısını bozmaya kalkarlarsa, çelik makineler tarafından bertaraf edilecektir.

https://www.facebook.com/insanustuturk

https://www.instagram.com/insanustuturk/

https://www.youtube.com/insanustuturk