TEKİNSİZ VADİ TEORİSİ

TEKİNSİZ VADİ TEORİSİ

Robotlar, zombilere ve insanlara karşı… Aklınıza hemen ikinci sınıf bir Hollywood filmi veya bir fantezi romanı senaryosunda harmanlanmış klişe sahneler gelmesin, “tekinsiz vadi” teorisini anlamaya çalışacağız.

Tekinsiz vadi (uncanny valley) temelde bir robotun gerçek bir insan kadar olmasa bile, insana benzer niteliklerde görünmesi ve davranması karşısında yaşadığımız âni şaşırma, ürkme, tiksinti, nefret tarzı olumsuz tepkileri açıklamaya çalışan bir varsayımın adıdır.

İlk kez, Japon robotik profesörü Masahiro Mori’nin 1970 yılında dilimize Tekinsiz Vadi olarak çevrilebilecek Bukimi no Tani Genshō (不気味の谷現象) adlı makalesinde ortaya attığı sav üzerine ortaya çıkmıştır.

Kabaca tasvir etmek gerekirse bahsi geçen vadi, robotun insana benzerlik derecesiyle, insanın bu robota verdiği tepki arasındaki ilişkiyi gösteren bir grafikle açıklanabilir. Genel olarak robotun dış görünüşü ve davranışları insanınkine yaklaştıkça, gözlemci insanın robota karşı gösterdiği duygusal tepki, olumlu ve empatik şekilde artmaktadır. Ancak robotu insansılığa yakınlaştırdıkça öyle bir noktaya geliriz ki, bu tepki olumludan olumsuza doğru bir sıçrama yapar. Eğer o noktayı aşabilir ve robota insansı özellikler katmaya devam edebilirsek, “neredeyse insan” ve “tamamiyle insan”ı birbirinden ayıran o derin yarığa takılmaz ve böylece insan-robot ilişkisinde karşımıza çıkan, tarifi yerindeyse “acayip” hissin üstesinden gelmiş oluruz.

Bu tarz bir robotla karşı karşıya kaldığımızda yaşayacağımız olumsuz hisler ve bu hislerin yoğunluğu tabii ki insandan insana değiştiği gibi, robotlara, bilim kurgu eserlerine aşinalığa bağlı olarak da değişkenlik gösterecektir.

Peki, ne tarz bir zihinsel süreç bizde bu hisleri tetikliyor olabilir? Şu âna kadar ortaya atılmış bazı varsayımlar şöyle:

Sağlıklı eş seçimi: Evrimde çok önemli bir rol oynayan içgüdülerden olan ve bizi çekici olmayandan uzaklaştırmaya programlanmış mekanizmanın harekete geçmesi, tetikleyici bir unsur olabilir. Doğurganlık ihtimali düşük, zayıf hormonal sağlık belirtileri gösteren, veya yetersiz bağışıklık sistemi izleri taşıyan yüz ve bedenin rahatsız edici görünümlerinin bizlerde oluşturduğu hissiyatın bir etmen olabileceği kaydedilmiştir.

Ölümlülüğün belirginliği: Genel olarak, kendisine bir gün öleceği hatırlatılan kişinin bu gerçeğin aklına gelmesi ile duyduğu farkındalık hissini belirtir. Bu tarz, parçalar halinde birleştirilmiş android bir robotun da aynı hisleri uyandırdığını savunan bilim adamları, bilinçaltımızdan şu düşüncelerin geçebiliyor olacağını iddia ediyorlar: İnsan dış görünümlü ama mekanik iç parçalı bir varlığın bizde bıraktığı “hepimiz birer ruhsuz makineyiz” tarzı kekremsi tat.

Patojenlerden kaçınma: Bu tarz bir robotla karşılaşma, tiksinme ve iğrenme şeklinde kendini gösteren, türlü kaynaklardan ortaya çıkabilecek patojenlerden sakınma güdüsüyle evrilmiş zihinsel mekanizmalarımızı tetikler. Ne kadar çok insana benzerlerse, robotların eksiklikleri o kadar göze batar ve bu eksiklikler de hastalıkların, bakterilerin, virüslerin ve diğer parazitlerin habercisi olabileceği izlenimi uyandırırlar, deformasyona uğramış, hasta insanlara baktığımızda hissettiğimiz gibi. Bu yüzden, robotlarda gözlemlediğimiz dış görünüş bozuklukları, cesetlere ve görünür hastalıklardan muzdarip insanlara karşı içgüdüsel olarak takındığımız korku, dehşet ve tiksinti tavırlanırını ortaya çıkarır.

İnsan normlarının ihlâli: Eğer bir varlık (robotumuz) yeterli derecede insan-dışı bir varlık olarak gözüküyorsa, insana benzeyen yanları farkedilip, bu tarz bir empati kurulacaktır (örn. ASIMO). Ancak bu varlık insana çok benziyorsa, insan olarak algılanır ve yaptığı insandışı hareketler insanda gariplik veya tuhaflık hissi uyandırır. Diğer bir deyişle algıda belirsizlik ilkesi uyarınca, tekinsiz vadide sıkışıp kalmış o robotun insana benzeyen özelliklerinin övülmesi yerine, insana benzemeyen özelliklerinin yerilmesi yeğ tutulur ve başarısız bir robot olduğu izlenimi oluşur. Peki bu tarz android robotlara gerçekten ihtiyacımız var mı? Osaka Üniversitesi’nden Prof. Ishiguro, yaşadığı küçük Japon kasabası Keihanna’dan öğretim pozisyonunun bulunduğu Osaka Üniversitesi’ne gidip gelmekten bitap düştüğünde kendi mekanik ikizini yapmaya karar verdiğini söylüyor. Öğrencilerine video-konferansa göre daha zengin bir tecrübe yaşattığını söyleyen Ishiguro, konuşmacının görüntü ve sesinin iletiminin yanında sınıftaki varlığının da önemli olduğunu savunuyor. Batının büyük korkusu olan androidlerin dünyayı ele geçirmesinin ve yer yer insanların düşmanları olarak gösterilmesinin tersine, Japonlar insan ve robotların beraber yaşadıkları ve beraber ürettikleri bir geleceği hayal etmeye daha meyilliler.

Diğer taraftan tekinsiz vadi kavramı bilim dünyasında tartışmalı bir teori olmayı sürdürüyor. Kimi araştırmacılar insana benzediği iddia edilen robotların 1970’lerin teknolojisiyle zaten insana benzemekten hayli uzak olduğunu ve bu yüzden de bu tarz bir ölçüm yapılamayacağını iddia ederek bu teoriyi reddediyorlar. Tekinsiz vadiyi eşelemeye devam ettikçe karşımıza bir de Türk bilim insanı çıkıyor. California Üniversitesi (San Diego) hocalarından Y. Doç. Dr. Ayşe Pınar Saygın da beynimizin derinliklerinden gelen bir hisle karşı karşıya olup olmadığımızın cevabını arayanlardan. Son çalışmasının bulgularını Akıllı Robotlar ve Sistemler konferansında “Önemli olan beklentilerin karşılanması, yani görünüm ve hareketin âhenk içerisinde olması. İnsansı robotların kullanımının yaygınlaşmasıyla, belki de gelecekte algı mekanizmalarımız da yeni sosyal partnerlerimiz olacak robotlara uyum sağlayacak şekilde evrilecektir.” diyor.

Sonuç olarak bu robotlarla ilgili insanları ürküten, korkutan, rahatsız eden, tiksindiren, vb. bir şeyler olduğu gün gibi ortada. Eğer ki bu robotlar hayatımızın bir parçası olacaklarsa, bu hislerin estetik ve hareketlerin uyumsuzluğuyla açıklamaya çalışan tekinsiz vadiden mi, yoksa başka bir mekanizmadan mı kaynaklandığı sorusunun cevabının verilmesi gerekiyor. Bu sebeple, robotik araştırmaları, tasarı metodolojisi geliştirme misyonuyla da “insanın gizemini” çözebilmek için büyük önem taşıyor.

https://www.facebook.com/insanustuturk

https://www.instagram.com/insanustuturk/

https://www.youtube.com/insanustuturk