insan hala değişmedi

İnsan hala değişmedi

Homo Sapiens yani bilinen adıyla insan denilen canlı türü, ilk defa ortaya çıktığında, bünyesinden hayat bulduğu bir başka insan türü olan Homo Erectusları tamamen yok etti. Daha sonra çoğalıp yayılmaya başladı. Karşılarına çıkan Homo Neandertal denilen başka bir insan türünü de çok geçmeden tarihe gömdü. Sadece diğer insan türlerine değil, hayvan ve bitki türlerine de soykırımlar uygulamaya başladı. Avrupa’ya adım attığında, devasa ormanları küle çevirdi ve yaşayan canlı türlerini bir bir yok ederek, dengeyi tamamen bozdu.

Asya’ya adım attığında, küçük hayvanlardan tutun da, dev mamutlara kadar birçok canlının soyunu tüketti. Okyanusya’ya adım atıp, uçsuz bucaksız ormanları küle çevirdi ve yerine külden doğma çayırlar bıraktı. En büyük soy katliamını ise Kuzey ve Güney Amerika kıtalarında yaptı. Canlı türlerini yok ederken, o canlıların sağladığı dengeyi de bozmuş oldu. Katliamlar adeta domino taşı gibi yayılıyordu. Tarımı icat edip şehirleşmeye başladığında, çok geçmeden kendi türüne düşman oldu. Bu düşmanlıklar basit ferdi çıkarlardan tutun da, dev dinsel savaşlara kadar birçok alanda sürüp gitti. Farklı zihinsel bağlılıklar adına savaşan insanoğlu, kendi türünden de milyonlarcasını acımasızca öldürdü. Bu dengesizliğin nedeni, insanın evrim sürecinde gerçekleşen ani bir sapmadan meydana geliyordu.

Yüz binlerce, hatta milyonlarca yıl boyunca ekosistemin sıradan bir parçası olan, bazen avlayan bazen de avlanan taraftı. Ateşin icadı ile başlayan beyin gelişimi çok hızlı seyretti. Artık çok daha kabiliyetliydi fakat hala “av” dürtülerine sahipti. Birileri tarafından avlanma korkusu ve avcılık dürtüsünün getirdiği yoğun stres, insanları bir katliam makinesine çevirdi.

Aradan geçen on binlerce yıla rağmen, insan hala değişmedi. Genlerindeki av hayvanı dürtüleri hala durduğu için sürekli olarak farklı sebeplerle savaşı devam ettiriyor. İnsan doğasındaki bu dengesizlik, dünyayı yok olma aşamasına getirdi. Şuan dünyaya karşı duran tüm tehdit unsurlarını da yok etseniz, insan için tehlike halen devam edecektir, çünkü esas tehdit insanın ta kendisidir. Transhümanizm, bu konuda insanlığın son umududur. Çünkü insanoğlu bu haliyle devam ederse, uzaya açılması ya da yüksek teknolojiler geliştirmesi bir şeyi değiştirmeyecek. İnsan, hala mağaralarda yaşayıp avcılarından kaçan ataları ile aynı genleri taşıyor. Transhümanist çalışmalarla insan bir üst boyuta taşınırsa, yüz binlerce yıllık tarihimizde, ilk defa gerçek bir umut yakalamış olacağız. Bu umut, türümüzü aklımızın bile alamayacağı yüksek medeniyet seviyelerine ulaştırabilir. Eğer bu hareket olmazsa ya da başarıya ulaşmazsa, gelecek bizim için yalnızca hayal olacaktır. Birkaç günlük düşünmek ve plan yapmak bile birçok insan için zor bir durumdur. Biz ise size, milyonlarca yıllık bir sürecin penceresinden bakmanızı ve kararınızı öyle vermenizi istiyoruz. Çünkü artık her şey sadece zaman meselesi.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s