Robotlaşma İle İşçi ve Köylü Sınıfının Ortadan Kalkması:

Türk Milletinin Yeniden Dirilişi

Robotlaşma İle İşçi ve Köylü Sınıfının Ortadan Kalkması:

Türk Milletinin Yeniden Dirilişi

James Watt 18.yy’da buhar makinesini icat etmeden önce, tüm işler insanların bilek gücüne dayanıyordu. Oysa ki bilim sorunları çözmek için vardır. Buhar makinesi icat edildi ve birçok alanda insan gücünün yerini makine aldı. Üretim hayal bile edilemeyecek şekilde arttı ve ucuzladı.

İkinci sanayi devrimi ise Henry Ford’un üretim bandı yöntemini icat etmesi ile başladı. Böylece üretim büyüklüğü ve hızı daha da arttı.

1970’lerde mekanik ve elektronik teknolojisinin gelişmesi ile, 3. sanayi devrinin içine girdik. Bunun sonuçlarını şuan görüyor ve yaşıyoruz.

Artık yeni bir çağ başlıyor. 4. sanayi devrimi başlamak üzere. Bu çağda işçi ve köylü sınıfı tamamen ortadan kalkacak. Tarım dev otomatik fabrika-makineler tarafından idare edilecek. Ekim, besleme ve hasat süreçlerinin tamamı makineler tarafından gerçekleştirilecek. Bu konu için linkteki videomuzu izleyebilirsiniz:

https://www.facebook.com/insanustuturk

Fabrikaların tamamında robotlar çalışacak. Hatta öyle bir hale gelecek ki, bozulan robotları bile başka robotlar tamir edilecek.

Bir fabrika ve bir tarla işletmek için iki bin işçi ve köylü varsa, artık bu iki dev makineyi sadece iki programcı idare edecek.

Bu devrime en büyük katkıyı da, üç boyutlu yazıcılar yapacak. Robotlar ve ihtiyaç duyulan tüm makineler üç boyutlu yazıcılar tarafından yapılacak. Üç boyutlu yazıcılar da yine başka üç boyutlu yazıcılar ile yapılacak.

Bilek gücüne dayanan tüm işlemlerin makineler tarafından yapılması, aşırı derecede fazla kapasitede üretim demektir. Bu imkan batılı kapitalistlerin elinde olduğunda, tüm insanlık bir avuç ciğersiz şirket patronuna muhtaç kalacak demektir.

İnsanüstü Türk Hareketi ise, “kaynak bazlı ekonomi” vadediyor. Para denilen sembolün, esas zenginlik olan kaynak kullanımını kısıtlamadığı, teknokrat ve militarist bir Türk devletinin tüm üretime hakim olduğu bir sistem.

Daha önce de defalarca anlattık. Basit bir örnekle yeniden anlatalım. Türkiye’de 50 bin tank yapacak kadar para var mı? Yok.

Peki Türkiye topraklarında 50 bin tank yapacak kadar demir, çelik gibi hammadde ve işgücü var mı? Bu üretimi yapacak fabrikalar inşa etmek için beton vs var mı? Var! Parasal sistemin içinde doğduğunuz için, bunu farketmemiş olabilirsiniz, ancak para sadece bir sihirdir.

Para icat edildiğinde, bir kaynağın sembolüydü. Yüzlerce yılda kaynaklar arttı ama para aynı oranda artmadı. Saçma sapan bir yöntem olarak “altın” ile eşit değerde sayıldı. İspanyollar Asteklerden tonlarca altın yağmalayıp getirdiklerinde Avrupa’nın en zengini oluverdiler. Ne değişti ki ülkede? Nüfus mu arttı? Kullanılacak kaynak mı arttı? Hayır, ülke olduğu gibi aynı duruyordu.

Bir Astek lideri İspanyol yağmacılara sordu: “Bu sarı malzemeyi neden bu kadar çok istiyorsunuz? Bu yenen birşey değil ki? Herhangi bir işte de kullanılmaz, alet de yapılmaz. Neden sürekli altın istiyorsunuz?” İspanyol yağmacı cevap verir: “Biz hepimiz, sadece altınla iyileşen bir kalp hastalığına sahibiz.”

Bizce hastalık kalpte değil, gözlerde ve idrakte ama neyse, devam edelim. Bütün bunlardan daha büyük bir saçmalık, 1971’de Bretton Woods anlaşmasında değişikliğe gidilmesi ile sağlandı. Bu anlaşmaya göre tüm dünya paraları (TL DAHİL) Amerikan dolarına göre değer kazanacak. Peki Amerikan doları neye göre değer kazanacak? ABD merkez bankasının esas sahiplerinin keyfine göre.

Amerika Dolar bastığında, “dur bakalım” diyen var mı? Yok. Piyasadaki dolarların da büyük çoğu elektronik ortamda zaten. Değeri düşmesin diye oyunlar oynanıyor.

Dünya’da şuan toplam 1,2 katrilyon dolar değerinde para var. Peki dünyanın tüm kaynaklarının değeri 1,2 katrilyon mu? Dünyayı satsak 1,2 katrilyon mu eder? Tüm dünya kaynaklarını kullanmaya kalksak, sadece 1,2 katrilyon değerinde mi işlem yapabileceğiz? Bu saçmalığın üstüne, birde bu değerin büyük çoğunu yine dolar oluşturuyor.

Kaynak bazlı ekonomi Türkiye’de kurulduğunda, bu ekonomi de robotik sisteme dayandığında, üretim kapasitemiz ABD’yi bile geçecek. Çünkü kapitalistler sadece ellerindeki para kadar iş yaparlar. Biz ise kaynaklarımız kadar yapacağız. Bunu dünyanın diğer milletleri gördüğünde, kapitalizm her yerde domino taşı gibi devrilecek.

Peki bu sistemde insanlar ne iş yapacak? Elbette çalışacaksınız. Robotları komuta edecek programcılara ihtiyacımız var. Sürekli yeni icatlar çıkaran organize beyin takımlarına ihtiyacımız var. 10 kişi veya 20 kişi değil, tüm Türkler kafasını kullanıp devletine ve milletine hizmet edecek. Askerlik her Türkün asli mesleği olacak. Tüm devlet ve millet, askeri bir yapının organları olacak.

Ordu-millet kavramı gerçek anlamda hayata geçecek. İnsanlar, zeka ve yeteneklerine göre ayrılacak, eğitilecek ve uzmanlıklarını en iyi şekilde kullanacak.

Biz; hiçbir Türk evladına, sabah 8’den akşam 5’e kadar vardiyada köle gibi aynı işleri yapmayı yakıştıramıyoruz. Bu basit işleri makineler yapacak, siz bize başka alanlarda lazımsınız. Yüce yaratıcı, milyonlarca yıllık evrim sürecinden sonra o mükemmel beyinlerinizi, monoton saçmalıklarla çürütün diye var etmedi.

Gelecek Bizim Elimizde!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s